Dört bir yanım düğün oldu…

Eki 11

Haftasonum çok enteresan geçti.

Bütün cumartesi günü evde hasta yattım. Ancak öğleden sonra saat 2 buçuk gibi yerimden kalkabildim, sonra da Gün Akşam Oldu diye bir dizi başlamış. Onun ilk bölümünü izleyip ağlayarak haftalık dizi-ağlaması-deşarjımı oldum. Bu aralar çok fazla dizi izleyemiyorum, en son izlediğim Öyle Bir Geçer Zaman Ki ‘de de Cemile Karolin’den geçmiş yılların intikamını çok pis aldı. O yüzden ağlayamamıştım.. (Yazar, bu satırlarda içindeki ultra-ağlak-türk-kadını-psikopatlığına değiniyor.)

Cumartesi böyle boş ve saçma geçtikten sonra, süper bir pazar gününe uyandım. Enerjik, neşeli, zıpzıp! Uçarak kuaföre gidip, dışarıdan bakanların “Aa bu bir kadınmış ayol!” diyeceği bir görünüme büründüm. (Abartıyorum evet, normalde de çok şahane güzelim ben!)

Sonra, Erdi beni evden aldı, Aysel ablanın (SocialWire mutfak işleri bakanı) kızının düğününe gittik. İlk defa bu tip bir düğüne gittim (Okmeydanı, Serana Düğün Salonu, kuru pasta-limonata stayla!)… Çok fazla kalmadan, takımızı takıp kaçtık. 5 gibi eve döndüğümde, annemler de adadan dönmüşlerdi. (Ve annemler de adadan kesin dönüş yaptı!).

Biraz evde annemleri görüp, annemin adadan getirdiği tarhanaları keşfettikten sonra inanılmaz başarısız bir tarhana çorbası yapıp akşam saat 7de Sultanahmet’e doğru yola çıktım. (Tarhanada bişey vardı, yoksa ben çok şahane yaparım tarhana çorbasını!!!).

Efenim, Sultanahmet’e gitmemin sebebi, çok sevgili bir arkadaşım olan Giorgia’nın gelin hamamıydıııı :)

Bu vesileyle de hayatımda ilk defa hamama gitmiş oldum. Daha önce okuduğum kitaplardan hafif bir aşinalığım vardı. Ayrıca, Haseki Hürrem Hamamı daha önce Dösim’in yeriyken de çok defalar orayı gezmiştim. Hatta gezerken de “ah be burada harbiden hamam olsa ne güzel olur.” diye de içimden geçirmiştim. Kısmet düneymiş :)

Saat 8de hamamın önünde buluştuk, girdik içeriye. Hep birden soyunup peştemallerimize büründük. Ilıklıkta bir 3 saniye kadar kaldıktan sonra göbektaşı etrafına ve kurnalara doluştuk. Hamam gerçekten sıcak bir yermiş! Ama dayanılabilir bir sıcaklık öyle delirtmiyor adamı. Bir nevi kış günü yorgan içine gömülme sıcağına sahip. Sonra natır ablalar bize bir güzel kese attı. Sabun köpüklü masajımızla pür-i pak olduk. Sonra kremlerimizi sürünüp, kendimizi de dışarıda üşümemek için sıkıca sarıp sarmalayıp eve döndük. Hamam Giorgia’dan çok bize yaramış oldu yani =)

Evayla karar verdik, Noel’den önce de gideceğiz hamama. Maksat yeni yıla tertemiz girelim!

Bu arada perşembe günü de bekarlığa veda partisine gidiyorum… Cumartesi de hayırlısıyla everiyoruz kızımızı. Darısı başıma. Eheh.

Ps. Betty’e de pazar gecesi canlı yayında evlenme teklif edilmiş, kendisine buradan ” bir yastıkta kocayın e mi kadınım!” diyorum.

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.