Elçin’le denizotobüsündeyiz. Simdi Büyükada’ya yanasiyoruz. Yani yazimin bir kismini tamamlayabilirim. Elçin yanimda telefonumda oyun oynuyor, ben de kocaman bir HT gazetesi bitirdim. Uzun süredir yazmamistim, firsat bulmusken neler oldu bitti yazayim.
Hmm, Ufuk Giresun’a gitti. 2 haftadir oradaydi, simdi geri dönmek için o da normal bir otobüse bindi. Yarin sabah Istanbul’da olacak ve sonra hemen adaya benim yanima gelecek. Denize girecegiz :)
2 hafta önce Ufuk gitmeden de adaya gelmisti, denize falan girmistik. Ben de hayatimda ilk defa yengeç gibi yandim :( Kipkirmizi dolastim sonra da soyulmaya basladim. Geçen hafta cumartesi pazar yagmurluydu gitmedim kulübe. Arghhh! Geçen gitmemden 11 lira borcum var pastaneye yarin da ödemezsem çok ayip olacak :’/
Hüyfs. Bu ay da param bitti. Ama bu sefer benim çok fazla bir suçum yok sayilir. Aktif araba kullanabilmem için bir hoca tutup trafige çiktim, maasimin yarisini oraya gömdüm. Sonra geçen gün basim çok dönüyor ve ensem agriyor diye tirsip (2007′de felç geçirdimdi de… sabikaliyim yani :P ) hastaneye gittim. MR falan derken maasimdan kalan öteki yariyi da buraya gömdüm. Ayin 16′si itibariyle cebimde 8 lira kaldi. Bu ay annemlerin yardimina muhtacim.
Neyse, adaya tamamen tasindim. Artik Elçin’le beraber gidip geliyoruz. Sabahlari 7.35 vapuruyla iniyoruz, aksam da kosa kosa 19.00 denizotobüsüne yetisiyoruz. Adanin ve adalarin halini ayri bir blog yazisiyla yazacagim. Hatta sosyal medyanin ve klasik medyanin gücünü kullanarak bazi sorunlara çözüm bulmak için de elimden geleni yapacagim!
Son bomba da MoreClick cephesinden geliyor. Ta-si-ni-yo-ruz! Çok cici yeni bir ofisimiz olacak, bi sürü bisürübisürü güzel seyler alacagiz oraya. Isin en güzel kismi da artik klimamizin olacak olmasi :) Birer tane vantilatör aldik ama hala çilginca sicak. Agustos 15 gibi tasinacagiz, o zaman da zaten havalar yavas yavas serinlemeye baslayacaktir diye umuyorum.
Hmmm, unuttugum neler var? Hmmmmmmm…. Pazar günü bizim hesap yönetiminden Sinan evleniyor, geçen hafta da adadan Selçuk evlendi. Hala evlilikler çilgin bir hizla devam ediyor, millet yavruluyor. Sanirim alistim fakat. Argh, araplar bindi simdi büyükadadan. O kadar kötü kokuyorlar ki anlatamam. Her aksam büyükada-heybeli arasi midem altüst oluyor. Ramazan gelince arap turist sayisinda azalma bekliyorum.
————-
Neyse aradan yaklaşık 1 buçuk saat geçti, ben de eve geldim. Yemek yedik, bir de kahve pişirdim. Yanına Beyaz Mochalı Hare koyduk, mmm çok güzel oldu. Baileys gibi. Uzun süredir ilk defa ailecek oturduk sofrada, yemekten sonra kahve içtik. Bu aralar pek bir aile saadeti içerisindeyiz, hayretlerim şaşkın. ER açık tv’de. Eskiden pek severdim de şimdi büsbütün kaçırmışım. Full House’da oynayan dayı, doktor olarak gelmiş. Adam hala taş gibi. 40 yaşının üzerinde olduğunu tahmin ediyorum. Üşenmesem Google’dan bakacağım da tembellik kötü bir şey.
Bir de Doctor WHO başlamış. Bütün dizileri kaçırıyorum :(
Neyse biraz dışarı çıkıp insan içerisine karışayım. Adanın tadını çıkarayım!
PS: Çok pis fena gümbürdeyerek gelen 2 projem var.
PS2: Uf geliyor oley oley oley!
PS3: John Stamos, 63 lüymüş.  Resmen salyalarım aktı resmi görünce… Şarap mübarek… :P